Pages Menu
Categories Menu

Posted by on Ağu 7, 2013 in Edebiyat | 0 comments

Büyülü Nehir

Büyülü Nehir

Büyülü Nehir

Bir zamanlar Kuzey Avrupa’da yaşayan çok güzel bir Kraliçe varmış. “Kuzey Ülkesinin Kraliçesi” olarak tanınan bu zarif kadının  kocası, bir geyik avında atından düştükten sonra ateşlenmiş, yatağa düşmüş ve  bilincini kaybetmiş. Ülkenin en iyi doktorları bile sorununa çare bulamamışlar.

Bu olaydan tam 1001 gün sonra Kraliçe, “Ormanın Büyücü Prensi” adıyla ün yapmış esrarengiz bir kişiyi görmek için Kuzey Ormanları denilen bölgeye gitmiş. Onu bulmuş, kocasının başına gelenleri anlatmış.

“Benden tam olarak ne istiyorsunuz”, diye sormuş Prens.

“İçsel güçlerimi kazanıp, kocamın bilinçdışı zihniyle ilişki kurmak istiyorum” demiş Kraliçe. “Bana yardım edebileceğinizi biliyorum…sizinle ilgili…bazı şeyleri anlatmışlardı bana.”

“Size ancak yolu gösterebilirim, sonrası size kalmış. Size ancak kendiniz yardım edebilirsiniz. Büyülü Nehir’e girip yüzmeniz gerekiyor. Size yolu gösterebilirim, eğer isterseniz?”

“Büyülü Nehir nerede” diye sormuş Kraliçe.

“Büyülü Nehir buraya sadece 5 adım uzaklıkta” demiş Prens.

“Siz de benimle gelecek misiniz?” diye sormuş Kraliçe.

“Bu yolculuğu tek başına yapacaksınız, fakat sesim sizinle beraber gidecek. Bu Büyülü Nehir sizin bilinçdışı zihninize akan bir nehirdir, gittikçe daha derine, daha derine ve daha…

“Öyleyse ben hazırım” demiş Kraliçe.

Prens, Kraliçenin gözlerine büyük bir sevgi ve merhamet duygusuyla bakarak konuşmaya başlamış.

“Burada karşımda oturduğunuzu, bana baktığınızı, sözlerimi dinlediğinizi görebiliyorum.Ve ikimiz de rahatlamanın, gevşemenin iyi bir şey olduğunu biliyoruz. Sevgim, bakışım ve sözlerim hep sizinle olacak. İçsel güçlerinizi nasıl kazanabileceğinizi öğrenmek istiyorsunuz …ve öğrenebilirsiniz değil mi? Bunlar size yeni bakış açıları ve yeni anlayışlar kazandıracak. Bütün bunları anlayabilirsiniz …değil mi…ve öğrendiğiniz her şeyi özümseyebilirsiniz. Şimdi. Evet. Çok güzel. Yine de merak ediyorum ben…gözlerinizin kapalı olmasını mı tercih edeceksiniz yoksa açık olmasını mı …Hafif bir transa mı yoksa derin bir transa mı gireceksiniz…şimdi. Bilinçdışı zihniniz sizi her zaman koruyacak.

Bunu anlıyorsunuz değil mi…Sizin bilinçdışı zihniniz burada ve benim sözlerimi dinlemekte. Bilinçdışı zihniniz içsel hazinelerinizle dolu. Onları tekrar kazanabilirsiniz… birazdan… Kendi içsel bilgi hazinenize eriştiğinizde, bu size sınırsız bilgelik ve anlayış kazandıracak.Ve daha sonra notlar alırken kendi sözcüklerinizi mi yoksa benimkileri mi kullanacağınızı merak ediyorum.  Ve bunu hissediyor musunuz…ağaçlar da işitebilir konuştuklarımızı. Transa girdiğinizde sözlerimi dinlemeye devam edeceksiniz değil mi? Ve bilinçdışı zihniniz zaten her şeyi çoktan biliyor. Şimdi 5’ten 1’e kadar sayacağım ve daha da rahatladığınızı hissedeceksiniz.

Beş:    İçsel Yolculuğumuz başlıyor. Rahat bir şekilde oturuyorsunuz.

Dört: Yavaşça gözlerinizi kapatıp, çok derin bir nefes alarak ciğerlerinizi ve diyaframınızı dolduruyorsunuz. Nefesinizi verirken bütün olumsuz düşünce ve duyguların, bedeninizdeki gerginliklerle birlikte dışarı atıldığını hayal ediyorsunuz.

Üç: Ayaklarınızın, ellerinizin, başınızın ve tüm bedeninizin gevşediğini hissediyorsunuz.

İki:   Nefes alıp verişiniz yavaşladıkça daha da rahatlıyorsunuz. Çok güzel. İşte böyle.

Bir:  Dikkatiniz alnınızdan zihninizin içine dalıyor. Bilinçdışınızın derinliklerinde Büyülü Nehir’e atlayıp yüzmeye başlıyorsunuz.”

Kraliçe Büyülü Nehir’de yüzerken Sevgi, Şefkat, Merhamet, Özgüven, Özsaygı, Ruhsal Güç ve İşbirliği gibi değerler ve erdemlerle dolmaya başlamış. Büyülü Nehir onu bilinçdışı zihninin daha da derinliklerine doğru götürmüş. Bir doluluk duygusu içini kaplamış. Daha da derine giderken, daha da rahatlamış. Sonra birden fırtına çıkmış, lacivert bulutlarda şimşekler çakmaya başlamış, dalgaların boyu ve akıntının hızı gittikçe artmış. Kraliçe biraz korkmuş ama hafifçe…

O  anda  sesi duymuş: “Bilinçdışın her zaman seni koruyacak. Şimdi istiyorsan dönüşe geçebiliriz. Bütün kazanımlarınla birlikte dönmeye hazır mısın?”

“Evet” demiş Kraliçe, “hazırım.”

“Çok güzel” demiş ses,  “harika” ve ses tonunu yükselterek  daha kararlı bir şekilde konuşmaya başlamış. “Şimdi beş adım atacağız birlikte ve sen beşinci adımda tamamen uyanmış ve güçlerle donanmış olarak aramızda olacaksın.

Bir: Enerji ayaklarımdan yukarıya doğru yükseliyor.

İki:  Enerji karnımı kaplıyor ve tatminkarlık duygusu dolduruyor.

Üç:  Enerji göğsümden omuzlarıma ve ellerime yayılıyor. Parmaklarımı oynatmaya başlıyorum.

Dört: Enerji ensemi, başımı ve gözlerimi kaplıyor. Yavaşça gözlerimi açıyorum.

Beş:  Enerji bütün bedenimi kaplıyor, geriniyorum ve çevreyi fark etmeye başlıyorum.”

Kraliçe kendine geldikten sonra bir süre gülümseyerek Prense bakmış sonra teşekkür ederek ormandan ayrılmış. Sarayına dönmüş. Başından geçenleri not almaya başlamış. Kendi sözcükleriyle ve biraz da benim sözcüklerimle. Sonra her sabah kalktığında ve her akşam yatmadan önce bu notları kocasına okumaya başlamış. 1001. gün kocası bilincine tekrar kavuşarak ayağa kalmış ve karısına her gün bir nehirde yüzdüğünü sonra fırtına çıktığını ancak bugün fırtınadan kurtulup dönmeyi başarabildiğini anlatmış.

Diğer Hikayeler:

Post a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir